Sign up with your email address to be the first to know about new products, VIP offers, blog features & more.

Türk Internetinde Girisimcilik ve Yatirimcilar

Yurt dışında Yatırımcı ve Girişimci İlişkisi

En gelişmiş internet ülkesi olan ABD‘ye baktığımızda, dünyadaki en çok yeni sitenin, en büyük finansmanların ve aynı zamanda en çok kapanan internet şirketinin ABD‘de olduğunu görürüz. Tabii ki gelişmiş eğitim düzeyi, ABD ekonomisinin büyüklüğü, iş çevrelerinin bilim çevreleriyle çok yakın bir iş birliği içinde olmasının yanı sıra ABD’de yatırımcıların niceliği ve niteliği burada ön plana çıkmaktadır. Yatırımcı gruplarını genel olarak üç gruba ayırabiliriz.

Birinci grup ”Aile ve Arkadaşlar“ grubudur. Genelde girişimcinin kendi çevresiyle bağlantılı olan ve girişimciye karşı ailevi veya dostluk bağından dolayı yatırım sermayesi veren grup olarak tarif edebiliriz. Toplanan yatırım bütçesi genelde 50 bin ila 100 bin doları geçmez ve ilk adımlar için yeterli olur.

İkinci grup ise ”Yatırım Melekleri”dir. Yatırım meleğini bir kurumsal yatırımcıdan ayıran unsur, yatırım meleklerinin maddi katkılarının yanı sıra kendi bilgilerini, birikimlerini ve çevrelerini de girişimcileri ile paylaşmalarıdır. İnternetteki yatırım melekleri genelde kendi işlerini başarıyla kurmuş ve bir çıkış yapmış kişilerden oluşur. Yatırımın büyüklüğüne göre birden fazla yatırım meleği ortak olabilir. Genelde yatırım melekleri böyle hareket etmeyi sever.

Üçüncü grup ise ”Kurumsal Yatırımcılar”dır. Genelde kendilerini Venture Capital şirketi diye tanıtırlar. Buradaki genel prensip, kurumsal şirketin bir fon yönetmesinden ve kendi yatırımcılarına karşı belirli hükümlülükler içinde olmasından kaynaklanır. Doğal olarak en geniş yatırım olanakları, bugünlerde de kurumsal şirketlerdedir. Bu şirketler ”early stage” denilen erken yatırım süreçlerine katılmaktan çekinir, hacmin daha büyük olmasını tercih ederek yatırımlarını ilk adımlarını atmış ve ”early stage”den çıkmış şirketlere yöneltir.

Türkiye’de Yatırımcı ve Girişimci İlişkisi

Ülkemize baktığımızda çıkan tablo ise şöyle; ”Aile ve Arkadaş” grubu, Türkiye’de tabii ki mevcut ama ilk adımlarının yatırımlarını karşılayacak bir ”aile ve arkadaş” grubu bence çok az internet girişimcisine nasip oluyor. Yatırım melekleri ise yeni yeşeriyor. İnternet odaklı yatırım meleklerinin sayısı belki 10’u geçmez. Bunun iki nedeni var. İlki, Türkiye’deki birinci kuşak internet girişimcilerinin kendi işlerine yatırım yapmaları. Kendi işlerini büyük bir başarıyla kuran (genelde 2000’lerin başında internete girmiş olan) bu grup mensupları, girişimci olarak çok büyük bir saygıyla anılsa da yatırım meleği olarak henüz ön plana çıkmış değil. Yatırımlarını genelde hep kendi işlerine veya kendilerinin çoğunluk sahibi olduğu işlere yönlendirmiş olan bu grup yatırım meleği olarak ortaya çıkmayınca, doğal olarak Türkiye’de başarılı yatırım meleği rol modelleri eksik kalıyor. İkinci neden ise yatırımcılık hakkındaki bilgi düzeyi. Bilindiği üzere yatırım sadece para karşılığı hisse takası olmamaktadır. En azından hisse oranları kadar önemli olan haklar eş anlamda ön plandadır. Bir örnek vermek gerekirse, bir şirkete %20 ile ortak olan bir yatırımcı, ön alım hakkını veya satış zamanını belirleme hakkını elinde tutuyorsa, şirketin stratejik kararları hakkında payından çok daha büyük bir söz hakkına sahiptir. Bu hakların mütalaası deneyimli bir yatırımcının kendi verimliliğini en çok artıran unsurdur. Türkiye’de bu hakların kullanımı ile gözlemim, genelde herkesin son derece çabuk bir şekilde ROFR, Drag along, Tag along, liquidation preference gibi manşet kelimeler kullanması yönünde. Başlıkların genel içeriğini bilmekle arkasındaki düzenleme mekanizmalarını bilmek arasında ciddi farklar var. Bilgi eksikliği ile kastettiğim bu. Zamanla mutlaka bu da aşılacak.

Kurumsal yatırımcı şirketleri Türkiye’de mevcut. Bu şirketler uluslararası ölçekte ve kalitede iş yapıyor. Ama genelde early stage dediğimiz, yatırımların 1 milyon TL altında seyrettiği düzeyde yatırım yapan kurumsal şirket sayısı az. Hele bir de internet odaklı ve early stage yatırım yapan dediğimiz zaman hiçbir kurumsal şirket yok gibi.

Türkiye’de Girişimciler

Girişimcilik konusunda iki unsur birleşiyor: Fikir ve bu fikri gerçekleştiren insan, yani girişimci. Türkiye’de internet şirketi kurmak isteyen pek çok kişi ve fikir var. Burada iki farklı motivasyon kaynağı mevcut: Bir grup, internete inanıp bu sektörün geleceğinin bir parçası olmak için girişimci olmaya hazır olanlar. İkinci grup ise internette başarıya hızlı ulaşıp kısa sürede bir şirket satışıyla zengin olmayı hayal edenler. İkinci grup genelde fikirlerini ne hayata geçirir ne de yatırımcı bulur , bu yüzden hep azınlıktadır. İnternete inanan birinci grup ise büyük risk almaya hazırdır. Zaten Türk internetinin birinci kuşak başarılı girişimcilerinin öykülerinde hep bu unsur vardır. Risk almışlardır, mesleklerini bırakmışlardır, maddi açıdan çok zor dönemlerden geçmişlerdir ve buna senelerce direnç göstermişlerdir. Ama sonunda büyük başarılar yakalamışlardır. Yatırımcıların aradığı girişimciler bunlardır. Hele bir de doğru fikirle karşılarına gelen bu tip girişimciyi hiçbir yatırımcı kaçırmak istemez.

Peki doğru fikir nedir? Bu konuda muhtemelen herkesin değişik düşünceleri var. Benim açımdan doğru fikrin kendine özgü bir bakış açısı olması lazım. En azından bir özelliğiyle kullanıcıya yeni bir avantaj sunması lazım. Bu hız olabilir, bu kitlelere erişim olabilir veya cazip fiyatlar olabilir. Doğru fikrin ikinci özelliği ise ölçeklenebilir olması. Sanal dünyanın sunduğu avantajlardan faydalanmak için ölçeklenebilirlik çok önemli. Zaten dünyanın en büyük internet firmalarına bakınca hepsi sonsuza yakın ölçeklenebilir düzeyde. Google, Amazon, eBay, Yahoo, YouTube, Wikipedia vs. Üçüncü unsur ise fikrin arkasında bir gelir modeli olması. Gelir modeli olmazsa olmaz. Tabii ki gelir modeli olmadan da büyüyen internet örnekleri var. Facebook, Twitter, YouTube gibi. Ama bunlar zamanla erişim güçlerinden yola çıkıp gelir modellerini oluşturuyor.

Doğru fikir ve buna inanan girişimci birleştiğinde Türkiye’de internette girişimci olabilme sorunları yine bitmiyor. Burada yatırımcı arayışı devreye giriyor. Ve genelde çok iyi fikirler bile bir yatırımcı bulma zorluğu çekiyor. Özellikle Türkiye’deki internet odaklı yatırım meleklerinin eksikliğinden kaynaklanan bir darboğaz ortaya çıkıyor. Bulabilenler yollarına devam ediyor, bulamayanlar kayboluyor. Burada Türkiye’deki mevcut yatırımcı mantığının da bir etkisi var. Yatırımcı olabilecek varlıklı insanlar genelde şirkette çoğunluk istiyor. Mesela bu Avrupa veya ABD’de düşünülemeyecek bir olay. Bu davranış yatırımcı ile girişimcinin anlaşmasını menfi bir şekilde etkiliyor.

Böyle bir durumda Türk internet piyasası kendini dengelemeye başlıyor ve yurt dışından yatırımlar Türkiye’ye geliyor. Bu sadece yeni kurulan şirketler için geçerli değil, diğerleri için de geçerli. Son bir senede yeni kurulan internet şirketlerinde yabancı sermaye oranının arttığını gözlemliyorum. Bunun devam edeceğinden de eminim. İşin ilginç tarafı yabancı yatırımcıların Türk girişimcilerini bulmaları. Bu maalesef tersine işlemiyor. Girişimcilerin genelde hiçbir yurt dışı bağlantısı yok veya bağlantıları zayıf. Yabancılar bizim pazarımızı en azından bizim kadar biliyor. 2006’dan beri Türk internetine yapılan yatırımlar için de bu geçerli, genelde yabancı yatırımcı ortağını bulmuştur.

Türk internetinde girişimciliği kuvvetlendirmek için neler yapılması lazım?

Öncelikle, girişimcilerin ilk adımlarını atabileceği ortamlar yaratmak lazım. Bu yapılar genelde Incubation Center olarak tanımlanıyor. Girişimcilerin bir Incubation Center’da gerekli altyapıyı bulmaları lazım: Ufak bir ofis, telefon, internet bağlantısı, mali ve hukuki danışmanlık, teknik donanım vb. Burada kısıtlı bir süre kira vermeden, kendi fikirlerini gerçekleştirmeye başlamaları lazım. Üç aylık bir dönemden sonra girişimciler çok daha kuvvetli bir konuma gelecektir. Site tasarımı olsun, kodlama olsun, gelir modeli olsun, kendi alanlarında yol katedeceklerdir. Bu onların yatırımcılar tarafından da daha yakından tanınmalarına fırsat verecektir. Bu Incubation Center’ların özel sektör tarafından kurulması veya desteklenmesi ve Türkiye genelinde üniversite şehirlerinde olması önemlidir.

Yatırımcıların girişimcilerle buluşabileceği ortamlar yaratılmalıdır. Bunlar start-up yarışmaları veya benzeri organizasyonlar olabilir. Klasmana giren girişimcilerin bir ödülün yanı sıra girişimlerini tedarik edebilecekleri bir ortam olması gerekiyor.

İnternete (veya genelde dijital sektöre) odaklanmış Yatırım Melekleri klüplerinin veya ağlarının kurulması lazım. Mesela Galata Business Angels gibi. Bu gibi yapıların ana özelliği, yatırımları bulan ve Yatırım Meleklerine sunmadan değerlendiren profesyonel bir yönetim kadrosunun yaratılması. Böyle bir yapılanmayla hem girişimcilerin doğru yatırımcıyı bulması hem de girişimcilere business plan ve benzeri konularda yardım edecek bir yapı daha oluşmus olur.

6 Responses
  • Hasan Yasar
    Nisan 4, 2010

    EliniZe saglık çok faydalı bir yazı olmuş. Umarız 2. Nesil girsimciler de basarı elde etmeye baslar ve Melek yatirimci potansiyeli artar.

  • tamisabet
    Nisan 5, 2010

    Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.
    Incubation Center’ların Üniversiteler bünyesinde kurulması fikrini destekliyorum.

  • Gercek Karakus
    Nisan 5, 2010

    Eğer yerel pazarda iş yapmayı düşünüyorsanız Türkiye’deki ve Amerika’daki startupları karşılaştırmak bence doğru değil. Facebook’un bugüne kadar aldığı yatırım $716,000,000 Twitter’ın aldığı yatırım $160,000,000… http://www.crunchbase.com/company/twitter http://www.crunchbase.com/company/facebook

    Bu rakamlar Türkiye pazarı için hayal edilemeyecek kadar büyük olsa da Amerika’da bu miktar yatırım örneklerini geçtiğimiz 15 yıl içinde defalarca gördük. Youtube’un $12,000,000 yatırım toplamışken $1,650,000,000’a Google’a satılmış olması da apayrı bir hikaye…

    Henüz Türkiye pazarına yönelik büyük bir proje ile giriş yapmadım ancak şunu farkediyorum ki gelir modeli olan herhangi bir projenin Türkiye gibi yeterli sayıda İnternet girişiminin olmadığı bir ülkede başarısız olma ihtimali yok. Az yada çok bir şekilde gelir sağlayabilirsiniz ve proje üzerine zaman ayırdıkça geliriniz de aynı oranda artar.

    Yeterli sayıda yatırımcının bulunmadığı ülkemizde, projenizin iş yapıp yapmayacağını görmek içinse açık kaynak kodlu yazılımlarla çok hızlı ve ucuz bir şekilde piyasaya giriş yapabilirsiniz. Eğer kısa süre içinde dikkat çekmeyi başarır, 3-5 bin kişilik bir kullanıcı tabanına ulaşabilirseniz, yatırımcılar etrafınızı zaten saracaktır.

    Global pazarda iş yapmak içinse düzenli olarak Amerika’daki gelişmeleri takip edip, düzenli olarak yurtdışı seyahatlerde bulunmanız ve Silikon Vadisi’ndeki yatırımcı, yazılımcı, tasarımcı ve medya ile olan iletişiminizi canlı tutmanız gerekiyor. Tamamen dijital ortamda bir iş başarmaya çalışıyoruz ancak insan ilişkileri yine de doğru yatırımı alabilmeniz için ilk şart…

  • Cemile Osman
    Temmuz 5, 2010

    Merhaba!
    Yaptığım bir araştırma sonucu yazınızı buldum. Ele aldığınız konu Türkiye’deki girişim ve yatırım hakkında bilgi toplamama yardımcı oldu. Bahsettiğiniz türden bir platform var aslında – Merar Investment Network. Merar, Asya Pasifik, Avrasya, Doğu Avrupa ve Afrika’nın gelişen ekonomilerine odaklanan küresel bir yatırım ağı. Türkiye’ye yeni yeni giriş yapmakta. Bununla ilgili düşüncelerinizi merak ediyorum. Fikrinizi benimle paylaşmanızdan mutluluk duyarım.
    Şimdiden teşekkür ederim!

  • Taunya Czerniak
    Kasım 9, 2012

    Hello,I love to find out more on this topic. I appreciate you for writing Türk Internetinde Girisimcilik ve Yatirimcilar.